- Afiyetle Dali
- Bir Geçiş Dönemi
- İranabak’ın...
- Unutulmuş Bir Grup İnsan
- Fabrika’yı Baştan Düşünmek
- Kanallarda Karnaval Zamanı
- Kültür Takibi
- Rasim Özdenören’in Kahramanmaraş'ı
- Yavaş Şehir: Akyaka
- Üç Romantik Avrupalı
- Sanatla Değişen Dünya
- Her Zaman Her Yerde Skylife
- İstanbul Lounge’da Curio’larla Eğlence
- İstanbul’da Bağımsızlık
- Altıncı Irk
- Geleceğimiz İçin Asıl Maç Şimdi
- Rahmi Koç Deneyimlerini Paylaştı
- Yolcularımız İnternetsiz Kalmayacak
- Garanti Bankası ile Yenilenen Ortaklık
- İş ve Spor Dünyası Bir Arada
- Galileo Türkiye’ye Turizm Oscarı
- Avustralya ve Tayland’a Uçmak Artık Daha Kolay
- Uçuş Ağımız Genişliyor
- Adnan Menderes Havalimanı Büyüyor
- Selanik’teki Otellerde Türk Hava Yolları Farkı
Yazı: Ali Halit Diker
İstanbul’da Bağımsızlık
İstanbul’da Bağımsızlık
!f İstanbul sadece sinema severlere sunduğu bağımsız filmlerin dağıtımı için değil; geçen seneden itibaren Sundance Enstitüsü ile beraber yürüttükleri feature film program (ffp) ile bir üretim alanı da oluşturuyor.
Sundance Enstitüsü’nün 1981’de Robert Redford tarafından başlatılan Feature Film Program’ın direktörleri Michelle Satter ve Alesia Walton bağımsız filmlerin dünü, bugünü, geleceği ve !f İstanbul’dan beklentilerini anlattı.
Bağımsız Film terimini duyunca insanların aklına ne gelmeli?
Bağımsız Film, ABD’de stüdyo sistemi dışında kalan filmleri tanımlamak için kullanılıyor. Sundance Enstitüsü Bağımsız Filmleri, filmlerin üretimi ve nihai versiyonlarının tamamen sanatçının kontrolünde olduğu bir tür olarak tanımlıyor. Biz sanatçıların bir hikâye anlatırken taze ve yenilikçi perspektifler sunan bağımsız ruhunu, bağımsız görüşlerini ve bireysel, ayırt edilebilir işlerini destekliyoruz.
Son dönemde Reha Erdem, Seyfi Teoman, Nuri Bilge Ceylan gibi Türk yönetmen ve film yapımcıları uluslararası alanda kendilerini göstermeye başladı. Sizce Türk sinemasındaki bu paradigma değişikliğinin sebebi nedir? Türk sineması mı daha evrenselleşiyor yoksa küresel olarak daha etnik konulara eğilim mi söz konusu?
Türk filmleri son yıllarda kesinlikle dünya sahnesinde görünürlüğünü arttırdı. Yerel izleyici için üretilen Türk filmleri bazı açılardan, özellikle geniş kitlelere yayılma açısından, sinema seyircisine dünyanın birçok yerinde eşzamanlı olarak daha kolay ulaşabilir hale geldi. Dünya sinemasının en iyi örneklerinden sayılan, geleneksel özelliklerinden fazla uzaklaşmayan bu filmlerin başarısı kalitelerine bağlı.
Feature Film Program Sundance Enstitüsü’nün en uzun süreden beri devam eden programlarından biri. !f İstanbul’la olan iş birliğinizden beklentileriniz nedir? Gelecekte ne görüyorsunuz?
Biz kendimizi !f ile birlikte Screenwriters Lab’in (senaryo yazarlığı atölyesi) başlaması ve gelişmesine adadık. İleride bunun kendi kendini devam ettirebilecek bir duruma gelmesini umut ediyoruz. Bu programlar bir bölgenin kendi kültürüne ve yerel film piyasasının ihtiyaçlarına uyarlanabilecek bir modelde tasarlandı. Tabii ki bu modelin yerel sanatçıların hem yerel hem ulusal alanda, aralarında üretici diyaloglar oluşturacak bir özgür alan haline gelmesini ve kendi bağımsız görüşlerini tam kapasiteleri ile kullanabilmesini amaçlıyoruz.
Beraber çalıştığınız diğer uluslararası film festivalleri hangileri?
Sundance Feature Film Program, Ürdün’de The Royal Film Commssion ile Orta Doğu’daki film yapımcılarını desteklemek için bir kaç yıldır çalışmalarını sürdürüyor ve Hindistan’da ilk Screenwriters Lab’i düzenlediğimiz Mahindra Mumbai Mantra’yla da çalışmalarımız evam ediyor. Ayrıca İstanbul ve Tel Aviv’de de daha küçük çapta çalışmalarımız oldu.
Bunlarla birlikte Nisan 2012’de Sundance’in Londra’da düzenleyeceği bir Bağımsız Film ve Müzik Hafta Sonu gerçekleşecek.
!f İstanbul ile ortak çalışmaya karar vermenizdeki en önemli sebep neydi?
!f İstanbul’la çalışmamızın iki nedeni var. Türk sinemasında uluslararası alanda yeteneklerin yükselişi ve içerik olarak dünyadaki en hareketli bölgelerinden bir tanesi olması. Ayrıca !f gibi organizasyonların, Sundance gibi, kendini genç sanatçıların gelişmesine adamaları.
FFP’ye katılan yönetmenler ve filmleri
1992 – Quentin Tarantino, Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs).
1998 – Walter Salles, Merkez İstasyon (Central Station). 2000 – Darren Aronofksy, Bir Rüyaya Ağıt (Requiem For A Dream).
2001 – Lucretia Martel, Bataklık (La Ciénega).
2004 – Joshua Marston, Maria Full Of Grace.
2006 – Andrea Arnold, Kırmızı Yol (Red Road).
2006 – Ryan Fleck ve Anna Boden, Half Nelson.
2009 – Cary Fukunaga, Sin Nombre.
2009 – Cherien Dabis, Amreeka.
2011 – Sean Durkin, Martha Marcy May Marlene.
Feature film program nedir?
Feature Film Program yıl boyunca süren ve genç sinemacılara atölye, konaklama, ödenek ve destek devamlılığı sağlayan bir program. Kariyerinin başlarındaki sanatçılarla senaryo gelişimi ve izleyici ile bağ kurmak konusunda çalışmalar yapıyor ve dünyada tekrar edilen örnek bir model üretti. Bağımsız filmin geleceğine odaklanmakla birlikte toplumlar arası köprüler kurmak ve hızla birbirine bağlanan dünyada farklı kültürlerden sanatçılar arasında dinamik ortaklıklar kurmayı da hedefliyor.
