Yazı: Suavi Kemal Yazgıç, Fotoğraf: Ahmet Bilal Arslan

Rasim Özdenören’in Kahramanmaraş'ı

Rasim Özdenören’in Kahramanmaraş'ı

Yazar Rasim Özdenören ile çocukluğunun geçtiği Kahramanmaraş’ı konuştuk.

Kahramanmaraş öykülerinizde ne kadar ilham kaynağı oldu?
Çocukluğum dokuz yaşına kadar orada geçti. Başka yerleri dolaştıktan sonra 15 yaşımızdan itibaren tekrar kendi kentimize döndük. Maraş’ın ruhunu kendi ruhumuzda içselleştirdik. Maraş’a bir malzeme olarak baktığımı söylemiyorum, hâşâ...

Kahramanmaraş’ın edebiyatımıza katkısının bu kadar yüksek olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Maraş coğrafi konumu itibariyle çevreden yalıtılmış olduğu için her bakımdan kendine yeter olmak durumundaydı. Bu durum, onun edebiyatına ve edebiyatçı kişilerine de yansıdı. Maraş, çevresinden yalıtılmış haliyle bir tavaya benzer. Tavanın içinde patlayan mısırlar birbirini etkiler, arkası arkasına patlarlar ve ortalık bembeyaz bir papatya tarlasına döner.

Kahramanmaraş’a gidenlere nereleri görmelerini tavsiye edersiniz?
Herkese benim Maraş’ımı ziyaret etmesini tavsiye etmek isterim. Benim Maraş’ım doğusunda Pınarbaşı, batısında Batı Park, kuzeyinde Arkbaşı’nın etekleri ve güneyinde Çeltik Palas’a kadar uzanan dar havzadadır. Kapalı çarşısı ile bedesteni ile camileri, türbeleri, kabristanı, daracık yolları, ciğer kebabı, tarhanası, kellesi, paçası ile Maraş; bu alanın içindedir.