- Afiyetle Dali
- Bir Geçiş Dönemi
- İranabak’ın...
- Unutulmuş Bir Grup İnsan
- Fabrika’yı Baştan Düşünmek
- Kanallarda Karnaval Zamanı
- Kültür Takibi
- Rasim Özdenören’in Kahramanmaraş'ı
- Yavaş Şehir: Akyaka
- Üç Romantik Avrupalı
- Sanatla Değişen Dünya
- Her Zaman Her Yerde Skylife
- İstanbul Lounge’da Curio’larla Eğlence
- İstanbul’da Bağımsızlık
- Altıncı Irk
- Geleceğimiz İçin Asıl Maç Şimdi
- Rahmi Koç Deneyimlerini Paylaştı
- Yolcularımız İnternetsiz Kalmayacak
- Garanti Bankası ile Yenilenen Ortaklık
- İş ve Spor Dünyası Bir Arada
- Galileo Türkiye’ye Turizm Oscarı
- Avustralya ve Tayland’a Uçmak Artık Daha Kolay
- Uçuş Ağımız Genişliyor
- Adnan Menderes Havalimanı Büyüyor
- Selanik’teki Otellerde Türk Hava Yolları Farkı
Yazı: Ali Halit Diker - Fotoğraf:M. Cihat Caner, Christophe Breschi, Pierrick Garenne
Okyanusta Bir Köpük Olmak
Okyanusta Bir Köpük Olmak
Mınıtransat Dünya’nın en prestijli yarışlarından biri. 6,5 metrelik bir teknede tek başına atlantik’i geçmek bir yana bu yarışa katılmayı göze almak büyük bir cesaret. Tolga Pamir, mınıtransat’a katılmış ve bitirmiş ilk Türk sporcu.
Mark Twain “Gerçek, kurgudan daha gariptir” der. Tolga Pamir’in şu ana kadar yaşadıkları gerçekten bir Hollywood filmini aratmayacak cinsten. Pamir’in hikâyesi hem insana bu kadar da olmaz dedirtecek türden hem de hayatta kalmak ve yaşamak arasındaki bulanık sınırda insanın kendi hayatına nasıl yön verebileceğine dair gerçek alegorilerle dolu. İnsanların hayallerinin peşinde koşarken hem zihinsel hem de fiziksel olarak karşılaştıkları güçlüklerden en dişlisiyle baş etmek zorunda kalan bir adam Tolga Pamir. Doğayla.
Ani bir karar ve Fransa
Pamir’in hikâyesi İstanbul’da başlıyor. Çocuk yaşlarda başladığı yelken sporunu o kadar çok seviyor ki hiç ara vermeden profesyonel hayata atıldığında bile devam ediyor. Tabii ki çalıştığı reklam ajansındaki patronunun da kendisini anlayışla karşılaması onun büyük şansı. Bir gün hayatta en keyif aldığı şeyi yapmaya karar veriyor. Tek kelime Fransızca bilmeden eşiyle birlikte Fransa’ya gidiyor. Minitransat’ın uzun, yorucu ve yoğun hazırlık süreci de bu şekilde başlamış oluyor.
Pamir’in Fransa’da yaptığı ilk işler Fransızca öğrenmek ve geçimini sağlayacak bir iş bulmak oluyor. Çalıştığı mekân dünyadaki bütün yarışları takip eden yelkencilerin ortak noktası olan bir yer. Bu sayede hem Fransızcasını geliştiriyor hem de yelken yarışlarını yakından takip etme fırsatı oluyor. Bu arada hedeflediği yarışlara katılabilmek için tekne yapımı ile ilgili bir sertifika alması gerekiyor. Fransızcayı iyice söktükten sonra tekne konstrüksiyonu ile ilgili bir programa başvuruyor ama aldığı en yakın tarih üç sene sonrası. Yine de vaz geçmeyen Pamir gideceği kursun ilk gününe kadar yer açıldı mı diye şansını zorluyor ve kursun başladığı tarihten bir gün sonra kendisini arayıp bir kişilik yer açıldığını haber veriyorlar.
Kursu bitirdikten sonra Yakamoz’a dönüşecek teknesini ham halde satın alıyor. Bu arada 11 ay süren kursa katılıp, eğitim almaya başlayan 14 kişiden sadece yarısı kursu bitirebiliyor. 2007 Ekim’inde aldığı Yakamoz’u 2008 Mayıs ayında tamamlıyor. Önünde aklına koyduğu Minitransat’a katılmak için üç senesi daha olan Tolga Pamir bundan sonra hem deneyim kazanmak için bir çok yarışa giriyor hem de sponsor arayışlarına başlıyor. Sponsorluk konusunda şansı pek yaver gitmese de en azından malzemelerini sağlayacak küçük sponsorluklarla ama ana sponsoru olmadan yarışa katılmaya hak kazanıyor. Tolga Pamir Minitransat’a katılan tek Türk.
Yarış vakti gelip çatar
Tolga Pamir’in zaten Minitransat’a katılmasının başlı başına ilginç bir hikâye olmasının yanı sıra yarış öncesi ve sırasında yaşadıkları da ayrı bir hikâye. Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz’indeki Santiago’nun, denizin zorlu şartları ve inatlaştığı dev balık ile hikâyesini aratmıyor. Pamir denizdeki zorlu şartları şu kelimelerle anlatıyor: “Yarış sırasında şartlar o kadar zorlu ki bir yerden sonra insan ister istemez neden bunu yaptığını sorgulamaya başlıyor. Teknesiyle ve denizle konuşmaya ve kavga etmeye başlıyor.” Nitekim yarışa giren 79 tekneden 18 tanesi bitiş çizgisini geçmeden yarışı bırakmış.
Tolga Pamir yarışı bitirebilen şanslı yelkencilerden biri olsa da yarışa başladığı anda hedefine ulaştığı için “o an kafamda yarış bitmişti” diye açıklıyor. Yarış başlamadan kısa bir süre önce yeni eşinin hamile olduğunu öğrenen Pamir yarışa ayrı bir heyecanla başlıyor. Teknesine çocuğunun anne karnındaki ilk fotoğrafı ile başlayan Tolga Pamir’in yarış boyunca en büyük motivasyonu eşi ve baba olma heyecanı oluyor. Aksilik o ki ikinci etapta telsizi kırılıyor. Bir süre eşinden haber alamayan Pamir’in tam umutları tükenmek üzereyken bir mucize gibi koskoca okyanusta karşısına Hanji İstanbul isimli bir Türk kargo gemisi çıkıyor. Yedek anteni sayesinde gemiyle iletişim kuran Pamir eşine e-mail göndertmeyi ve sonrasında zor da olsa cevap almayı başarınca biraz rahatlıyor. 25 Eylül 2011’de Fransa Charente Maritime’den başlayan; erzak sorunları, zor hava koşulları, uykusuzluk ve yorgunlukla geçen macera nihayet 9 Kasım’da Brezilya’nın Salvador da Bahia kıyılarında sona eriyor. Yarışı bitirdikten sonra diğer yelkencilerle geçen sohbetlerde hep ortak bir soru sorulmuş: “Bunu neden yapıyoruz?” Tolga Pamir bunun iki cevabı olabileceğini söylüyor: “Ya mazoşistiz. Ya da doğayla savaşarak duygularımızı en derin şekilde yaşayabiliyoruz. Var oluşumuza hayatta kalma mücadelesi ile bir anlam katmaya çalışıyoruz.” Pamir’in bundan sonraki planları arasında bir kez daha Minitransat deneyimini yaşamak ve 2016’da dünyanın en zorlu yelken yarışı olan Vendee Globe’a katılmak var. Tolga Pamir, cesareti ve hayallerinin peşinde koşmasındaki inadıyla örnek alınacak bir sporcu.
Minitransat’ın mini tarihi:
1977
İlk kez 23 teknelik bir filo ile İngiltere’den yola çıkan bir ekip 38 gün boyunca okyanusun zorlu sularında yolculuklarını tamamladılar.
1981
Irene kasırgasına yenik düşen 25 yelkenciden biri olan Steve Callaghan 56 gün boyunca kendisine ulaşılmasını bekledi ve sonunda kurtarıldı.
1981 Steve Callaghan, one of 25 sailors knocked out by hurricane IreneFransa tarafından organize edilmeye başlandı.
1983
Stephane Poughon’un kırdığı rekorla tarihe geçti.
1985
Fransa tarafından organize edilmeye başlandı.
1991
ilk etapta kaybolan iki yelkenci, Marie-Agnes Peron ve Philippe Graber Kanarya Adaları’nda tekrar ekibe katıldı.
1995
Yvan Bourgnon yeni bir rekora imza attı
2001
2001’den beri Fransa’nın La Rochelle şehrinden Brezilya’nın Salvador da Bahia şehrine kadar 4200 millik bir rotada düzenleniyor.
