Skip to main content

İstanbul’un müzeleri

Barındırdığı değerler bakımından İstanbul'un müzeleri Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen müzeleri arasında.
İstanbul’a uçun

Modern ve klasik sanat merkezleriyle dolu İstanbul, irili ufaklı birçok müzeye ev sahipliği yapıyor. Bu özel müzeler tarihi ve güncel sanattan örneklerlebinlerce kişiyi ağırlıyor. Farklı semtlerde, farklı alanlara odaklanan İstanbul’un müzelerini sizin için araştırdık.

Ayasofya Müzesi



Ayasofya Müzesi, sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önde gelen anıtlardan biri olup, dünyanın 8. harikası olarak gösteriliyor. Tarihte önce kilise sonra cami sonra da müze olan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kiliseymiş. Yapı, aynı yerde üç kez inşa edilmiş. Bugünkü Ayasofya farklı bir mimari anlayışla yapılmış olan son yapı. Bu yapı, İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli Mimarı olan Tralles'li (Aydın) Anthemios ile Miletos'lu (Balat) İsidoros'a yaptırılmış. 916 yıl kilise olan Ayasofya, 1453 Yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethiyle camiye çevirilerek, 482 yıl cami olarak kullanılmış. Atatürk'ün emriyle 1935 yılında Ayasofya, müze olarak kapılarını ziyarete açmış. Ayasofya’da kullanılan sütun ve mermerler, Aspendos, Ephesos, Baalbek, Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’deki antik şehir kalıntılarından getirilmiş. Yapıdaki beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, pembe mermerler Afyon’dan ve sarı mermerler ise Kuzey Afrika’dan getirilerek Ayasofya’da kullanılmış. Ayasofya’nın dış yüzeyindeki duvarların çoğu mermerle kaplanmış. Diğer alanlar ise birbirinden güzel mozaiklerle süslenmiş. Mozaiklerin yapımında altın, gümüş, cam, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşan malzemeler kullanılmış. Ayasofya Müzesi'nin dış mekânı ve bahçesinde, Osmanlı padişahlarının türbeleri, Sıbyan Mektebi, Şadırvan, Muvakkithane, Sebiller, Minareler, Payandalar, Hazine Binası ve İmarethane'yi gezip görebilirsiniz. İç mekânda ise, muhteşem bir Kubbe, Mozaikler, Hat Levhalar, Çiniler, Mihrap, Minber, Hünkar ve Müezzin Mahfilleri, Omphalion, Sultan I.Mahmud Kütüphanesi, Maksureler, Mermer Küpler, Dilek Sütunu, Komutan Henricus Dandolo'nun Mezar Taşı, Viking Yazısı ve Ayasofya Kapıları'nı gezip görebilirsiniz. Sultanahmet’te yer alan ve her gün ziyarete açık olan Ayasofya'yı 12 dilde anlatan sesli rehber hizmeti aracılığıyla gezebilirsiniz.

İstanbul Arkeoloji Müzesi



Mimari olarak İstanbul’da özel bir yeri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi eşsiz bir koleksiyona sahip. Balkanlardan Afrika’ya, Anadolu’dan İran’a uzanan, onlarca uygarlıktan toplanmış binlerce eser burada sergileniyor. İstanbul’un Fatih semtinde yer alan ve şehrin en önemli müzelerinden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi; arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş. Türkiye’de müze olarak tasarlanan ilk kurum olan kompleks, Arkeoloji Müzesi, Çinili Köşk ve Eski Şark Eserleri Müzesi olarak üç farklı yapıdan oluşuyor. 1993 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’ne lâyık görülen, heybetli mimarisi ve olağanüstü huzurlu bahçesiyle dikkat çeken Arkeoloji Müzesi, 726 bin 542 değerli parçaya ev sahipliği yapıyor. 1472 yılında Selçuklu mimarı tarzda inşa edilen ve müze kapsamında bulunan Çinili Köşk’ün, dış cephe çini süslemeleriyle Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneği olarak biliniyor. Köşk, Selçuklular zamanından kalma eserlerden, Kütahya ile Çanakkale çinileri ve seramiklerinin moda olduğu 18. ve 19. yüzyıl eserlerine kadar geniş bir dönemi kapsıyor. İznik çinilerinin yaygın olduğu 15. ve 16. yüzyıl eserleri de burada ön plana çıkıyor.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi



Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, Türk ve İslâm Sanatı eserlerini, topluca kapsayan İlk Türk Müzesi. Müze aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde açılan son müze olma özelliğini taşıyor. Müzenin kurulma nedeni Vakıf binaları olan cami, mescit, tekke, zaviye ve türbelerden önemli eserlerin çalınmış olmasıymış. Süleymaniye İmaret Binası’nda açılan müze, 1983 yılında bugün içinde bulunduğu, Fatih semtindeki İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmış. Müzede; Emevilerden Selçuklulara, Abbasilerden Safevilere kadar Türk ve İslam topluluklarının kıymetli eserleri sergileniyor. Burada 15 bin ciltlik el yazması koleksiyonu, eşsiz bir halı koleksiyonu ve bunların dışında taş seramik, ahşap ve maden türlerinde 40 bini aşkın eseri görebilirsiniz. Türk İslam Eserleri Müzesi’nin halkın yaşamını ve kültürünü yansıtan; Ahşap Eserler, Seramik ve Cam, Maden Sanatı, Etnografya, Taş Sanatı, Halı bölümleri ile El Yazmaları ve Hat Sanatı olmak üzere toplam yedi bölümü bulunuyor.

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi



Kaz güden çocuklar, dövüşen bir fil ve aslan, yavrusunu emziren bir kısrak, eşeğini yemleyen çocuk, elma yiyen ayılar, keçi sağan adam... Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’nde bulunan, M.S. 450-550 yıllarına ait bu mozaikler, Bizans İmparatorluğu’nun günlük hayatından kesitler sunuyor. Mozaikler hem sanatsal açıdan hem de tasvirli sahnelerin zenginliği açısından muhteşem. Mozaik taşları ortalama 5 mm ebatlarında, kireç taşı, pişmiş toprak ve renkli taşlardan oluşuyor. Tasvirler "Opus Vermikülatun" tarzında ve mermer parçaları arasına yerleştirilmiş. Fondaki beyaz mermer kısımlarda ise "Balık pulu" tekniği uygulanmış. Ayrıca mozaiği oluşturan tasvirlerin etrafı konturlarla sınırlanmış. Sultanahmet’teki Ayasofya Müzesi'ne bağlı bir birim olan Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, İstanbul’da görülmesi gereken adreslerden biri.

Galata Mevlevihanesi Müzesi



1491 yılında Divane Mehmet Dede tarafından kurulan ve İstanbul’un ilk mevlevihanesi olan Galata Mevlevihanesi doğal afetlere rağmen günümüze ulaşmayı başarmış. 2007 yılından itibaren onarılmaya başlanan ve 21 Kasım 2011’de yeniden ziyarete açılan yapı Beyoğlu’ndaki en önemli Osmanlı eserlerinden biri. Çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden şekillendirilen mevlevihane toplam üç kattan oluşuyor. Girişteki semahaneye girdiğinizde sizi ceviz ağacı döşemeli sema alanı karşılıyor. Dikkat çekici kalem işlemelerini mekânın duvarlarında ve tavanında görebilirsiniz. Mevlevihanenin mutlaka görmeniz gereken bir diğer bölümü ise derviş odaları. Bu odada tarikat eşyaları, mevlevi kıyafetleri ve Matbah’ı Şerif sergileniyor. Müzenin mahfiller isimli üst katında ise hat ve ebru sanatı örnekleriyle gravürler bulunuyor. Galata’da konumlanan mevlevihanede bazı günler düzenlenen sema gösterilerini izleyerek mistik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi



Türkiye’nin ilk İslam bilim ve teknoloji tarihi müzesi olan yapıda, sadece Müslüman bilim insanlarının 9. ve 16. yüzyıllar arasında ürettiği 570 cihazın yanı sıra model ve maketler bulunuyor. İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde astronomi, fizik, kimya, matematik, coğrafya ve optik gibi bilimsel alanlarda üretilmiş eserleri görebilirsiniz. 3.500 metrekarelik bir alana yayılan iki katlı müzenin, koleksiyonundaki en dikkat çekici eserler arasında; El İdrisi tarafından çizilen dünya haritası, Abdurrahman el-Hazini’nin dakika terazisi ve Takiyeddin tarafından yapılan mekanik saat bulunuyor. Gülhane Parkı içinde konumlanan müzenin bahçesinde bulunan İbn-i Sina Botanik Bahçesi’ni gezmeyi de unutmayın.

Kariye Müzesi



MüzesiDoğu Roma İmparatorluğu döneminde Hz. İsa’ya adanmış bir kiliseyken Sadrazam Hadım Ali Paşa tarafından sonrasında camiye çevrilmiş bir müze. Günümüzde ise müze olarak hizmet veren yapı,Theodor Metohides’in yaptırdığı iç mozaikleri ve freskolarıyla başyapıt olarak nitelendiriliyor. Müzenin girişinde, Meryem Ana ve Hz. İsa’nın hayatlarının anlatıldığı mozaikleri görebilirsiniz. Dönemin önemli isimlerini konu eden freskler ise sonradan eklenen şapelde bulunuyor. Fatih’teki Kariye Müzesi yıllardır İstanbul’un en çok ziyaret edilen yapıları arasında yer alıyor.

Sakıp Sabancı Müzesi



Güncel sergileri ilgiyle takip edilen müze benzersiz bir hat koleksiyonuna sahip. Koleksiyonu kadar geçici sergileriyle de dikkat çeken müze son yıllarda İstanbul’un yükselişte olan kültür varlıklarından biri. 2002 yılından bu yana hizmet veren Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Boğazı’nın kıyısında bulunan Emirgân’da yer alıyor. 1927 yılında Hidiv ailesi tarafından yaptırılan bina, önündeki at heykeli nedeniyle “Atlı Köşk” olarak da biliniyor.. Bina, 1966 yılından sonra Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından Sakıp Sabancı tarafından konut olarak kullanılmış. Sabancı’nın zengin hat ve resim koleksiyonunu barındıran yapı, 1998 yılında Sakıp Sabancı Üniversitesi’ne devredilmiş ve müzeye dönüştürülmüş. Müzenin koleksiyonunda el yazması Kuran-ı Kerim’ler, mobilya ve dekoratif eserler ile Osman Hamdi Bey ve Fikret Mualla gibi Türk ressamların yapıtları bulunuyor. Müze, geçici sergileriyle de adını duyurmayı başarıyor. Picasso, Monet, Anish Kapoor, Salvador Dalí ve Miró gibi sanatçıların eserleri İstanbul ile Sakıp Sabancı Müzesi’nde buluştu. Vaktiniz varsa müzenin etrafında bir yürüyüşe çıkmanızı ve etkileyici manzaranın tadını çıkarmanızı öneririz. Son olarak müzedeki restoranda yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Halı Müzesi



İstanbul’un en ilgi çekici müzelerinden biri olan Halı Müzesi, yüzlerce yıllık halı ve kilim koleksiyonuyla dikkat çekiyor. Müze, ilk olarak 13 Nisan 1979’da Sultanahmet Camisi’nin içinde yer alan Hünkâr Kasrı’nda farklı bölgelerden getirilen halı ve kilimlerle kurulmuş. Tarih boyunca yer değiştiren müze son olarak 2013 yılında Sultanahmet’teki Ayasofya İmareti’ne taşınmış. Eşi benzeri görülmemiş bir halı koleksiyonuna sahip olan müze Beylikler Dönemi, Orta ve Doğu Anadolu, Osmanlı Dönemi olmak üzere üç bölümden oluşuyor.Müzedeki halıların tarihi 14. yüzyıla kadar uzanıyor. 14. yüzyıldan kalma Beylikler Dönemi’ne ait bir halı ve 15. yüzyıldan kalma hayvan figürlü halı müzenin en değerli parçalarından. Camilere bağışlanan halıların sergilendiği müzede 14-20. yüzyıl arasında Anadolu’da dokunan halı ve seccadeleri, özellikle muhteşem İran, Kafkas ve Uşak halılarını inceleyebilirsiniz.

İstanbul Deniz Müzesi



İstanbul Deniz Müzesi, denizciliğin seyrini Osmanlı’dan bugüne izlemek için en doğru adres. Beşiktaş semtindeki Barbaros Hayrettin Paşa türbesinin yanında yer alan müze, zengin koleksiyonu sayesinde dünyanın en önemli müzeleri arasında yer alıyor. 20 binden fazla eserin bulunduğu koleksiyonda saltanat kayıkları, tuğralar ve gemi modelleri dikkat çekiyor. . Bu değerli koleksiyon müzenin iki binası ve bahçesinde sergileniyor. Eski gemilere ait alet, eşya, model ve maketleri üç katlı ana binada görebilirsiniz. Atatürk’ün özel yatından bölmelerin ziyaretçilerle buluştuğu müzenin duvarları, tarihteki önemli deniz olaylarını resmeden tablolarla süslü. Sancaklar, toplar ve çeşitli dönemlere ait silahların bulunduğu müzenin üst katında bahriye kıyafetlerini de inceleyebilirsiniz. Geniş salonunda saraya ait birbirinden güzel kayıkların yer aldığı Deniz Müzesi, 1.500 metrekarelik bir alanda yer alıyor.

İstanbul Oyuncak Müzesi



2005 yılında 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda kapılarını açan Oyuncak Müzesi, Şair Sunay Akın’ın kişisel koleksiyonundan oluşuyor. Gittiği ülkelerde antikacıları dolaşan, koleksiyonerlerle görüşen Akın’ın yolculuğu 1990 yılına dayanıyor. Sanatçı 20 yıl boyunca gerçekleştirdiği bu yolculuklardan topladığı, birçoğu tarihsel öneme sahip oyuncakları Göztepe’deki tarihi köşkte bir araya getirdi. Çocuklara hayatı ve dünyayı eğlenceli bir dille anlatmak amacıyla yola çıkan müzenin tasarımında sanatçı Ayhan Doğan’ın imzası bulunuyor. Avrupa’daki benzerlerini aratmayan zengin içeriğiyle bu alanda önemli bir boşluğu dolduran müze, Türkiye’de başka oyuncak müzelerinin açılmasına da önayak oldu. Müzedeki oyuncaklar ziyaretçilerine dünya tarihini öğrenmek için keyifli bir yol sunuyor. Uzay oyuncaklarıyla, insanoğlunun Ay’a ulaşma mücadelesi yansıtılıyor. Yine günümüz uygarlığının oluşumunda büyük rol oynayan sanayi devrimini ise tren oyuncaklarıyla keşfetmek oldukça keyifli. Müzede, komedi filmlerinin usta ismi Charlie Chaplin’in oyuncağına da, Avrupa’da eski kuşakların büyümelerine eşlik etmiş oyuncaklara da rastlamak mümkün. Basit arabalardan popüler kültürün ünlü kahramanlarına, zengin savaş tasvirleri yaratan asker oyuncaklara, sayısız oyuncak çeşidi mevcut. Fransa’da 1817 yılından yapılmış olan keman ise müzede görebileceğiniz en eski oyuncak. Kasım 2012’de ev sahipliği yaptığı Avrupa Oyuncak ve Çocuk Müzeleri Birliği Buluşması’nda İstanbul’a “Oyuncak Müzelerinin Başkenti” unvanını kazandıran müzede, ailenizle birlikte keyifli saatler geçirebilirsiniz.

Rahmi Koç Müzesi



Rahmi Koç Müzesi, “Endüstriyel Mirasın Aynası” sloganıyla, endüstri tarihine ışık tutuyor.Türkiye’nin ilk sanayi müzesinin koleksiyonu ulaşım, havacılık, bilimsel aletler, makineler, modeller ve oyuncaklardan oluşuyor. İstanbul’un ve hatta Türkiye’nin en zengin koleksiyona sahip müzelerinden biri olan Rahmi Koç Müzesi, Haliç kıyısında, lengerhane binası ve Hasköy Tersanesi’nde yer alıyor. Müzede, Atatürk’e adanmış, onun giysi ve eşyalarına yer veren bir bölüm bulunuyor. Ayrıca karayolu, denizyolu, demiryolu ve havacılık bölümlerinde klasik arabalardan atlı tramvaya, tarihi gezinti kayıklarından jet uçaklara, ulaşım tarihimizin önemli araçlarını görebilirsiniz. Yaşayan Geçmiş bölümündeyse, eczane, saatçi ve oyuncakçı gibi tarihimizden eksik olmayan dükkânların örneklerini hareketli figürler eşliğinde izleyebilirsiniz. Koleksiyonun bir kısmı Hasköy Caddesi’ndeki ana girişle Haliç arasındaki açık alanda görülebiliyor. Arabaları seviyor, uçaklara ilgi duyuyor ve sanayi tarihini merak ediyorsanız bu müze, koleksiyonuyla gözlerinizi kamaştıracak.

Pera Müzesi



Taksim’deki Bristol Oteli, dünyanın önemli sanatçılarını ağırlayan çağdaş bir müze olarak yenilenmi ve Pera Müzesi adıyla 8 Haziran 2005 tarihinde ziyarete açılmış. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait müzenin ortak sanat projeleri ürettiği önemli müze ve vakıflar arasında, St. Petersburg Rus Devlet Müzesi, Tate Britain, Victoria ve Albert Müzesi ve New York School of Visual Arts Vakfı bulunuyor. Meksikalı Frida Kahlo ve Diego Riviera, İspanyol ressamlar Pablo Picasso ve Goya, Hollandalı Rembrandt ve Kolombiyalı Fernando Botero, Pera Müzesi’nde eserlerini görme şansına eriştiğimiz isimlerden sadece birkaçı. Pera Müzesi’ni gezi programınıza mutlaka almalı, göz kamaştırıcı sergilerinden en az birini görmelisiniz. Ayrıca müzeyi cuma günleri 18.00-22.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebileceğinizi ekleyelim.

Miniatürk



Miniatürk, tüm Türkiye’yi bir saat içinde gezmek isteyenlerin gitmeleri gereken bir yer. 2 Mayıs 2003 tarihinde Sütlüce semtinde açılan Türkiye’nin ilk minyatür parkı Miniatürk, 60 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. Türkiye, Avrupa, Anadolu ve Osmanlı coğrafyasından 135 maket eserin sergilendiği park, tarih ve mimariyi buluşturan büyüleyici bir ortama sahip. Varlığını sürdüren eserlerin yanı sıra günümüze ulaşmayı başaramayan Halikarnas Mozolesi, Ecyad Kalesi ve Artemis Tapınağı gibi önemli eserler de maketler arasında bulunuyor. İstanbul’un birçok tarihi eserine ev sahipliği yapan ve önemli olaylara tanıklık eden Haliç’in kıyısında bulunan park; ziyaretçilerini Antik Çağ’dan Osmanlı’ya uzanan, yaklaşık 3.000 yıllık bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Peribacaları, Mardin taş evleri, Adana Taşköprü gibi doğal ve mimari yapıların yanı sıra Selimiye Camisi, Bursa Ulu Cami, Eyüp Sultan Camisi gibi Türkiye’nin en önemli cami örneklerini de görmek mümkün. Topkapı ve Beylerbeyi gibi saraylar, Galatasaray ve İstanbul Erkek Lisesi gibi tarihi eğitim kurumları, hisarlar, sütunlar ve sarnıçlar da Miniatürk’te yer alıyor. Mescid-i Aksa ve Mostar Köprüsü de yurtdışındaki eserlerin Miniatürk’te görülebilecek maketlerinden bazıları. Bir açık hava müzesi olarak tasarlanan Miniatürk sadece maketlerden ibaret değil. Hediyelik eşyaların satıldığı bölümden sevdiklerinize hediyeler alabilir, Türkiye-İstanbul helikopter simülasyon turuna katılabilir, oyun alanında çocuklarınızla birlikte eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Miniatürk’te eserler ile ilgili Sesli Rehber Mobil Uygulama hizmeti de verilmiyor. Miniatürk uygulamasını Apple Store veya Google Play üzerinden cep telefonuna indirirerek tüm eserler hakkındaki bilgileri 9 dilde dinleyebilirsiniz.

Masumiyet Müzesi



Dünyanın ilk roman müzesi, Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un imzasını taşıyor. Masumiyet Müzesi romanının atmosferini oluşturan objelerin sergilendiği müze, görülmeye değer bir semt olan Çukurcuma’da. Beyoğlu’nun çok özel semtindeki bu ilginç müzede, Orhan Pamuk’un deyimiyle “hayali bir hikâyenin gerçek eşyaları” sergileniyor. Romanın başkarakterleri Kemal ve Füsun’un ilişkilerine dair hemen her şeyin yer aldığı müze, aynı zamanda koleksiyonundaki nesnelerle ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkarıyor. Orhan Pamuk’un roman ve müze fikri aynı dönemde şekillenmiş. Hatta Pamuk’un eskicide görüp müzede sergilemek istediği nesneler, romanın içinde bazı hikâyelere yön vermiş. 1990’dan beri planlanan müze nihayet 2012’de ziyarete açılmış ve 2014’te Avrupa’da “Yılın Müzesi Ödülü”nü kazanmış. Müze ayrıca İngiliz yönetmen Grant Gee’nin “Hatıraların Masumiyeti” adlı belgeseline de konu oldu. Aşka, tarihe ve edebiyatın gerçek eşyalarla buluşmasına tanıklık etmek isterseniz yolunuz Masumiyet Müzesi’yle mutlaka kesişmeli.

Büyük Postane



Sirkeci’de önemli bir mimarı değer olan yapı, Türkiye’nin en büyük postanesi. Bugün müze olarak da gezilen Büyük Postane, şehirde pek çok yapıda mimar olarak katkısı bulunan Vedat Tek imzasını taşıyor. Büyük Postane, Posta ve Telgraf Nezareti binası olarak 1905-1909 yılları arasında inşa edilmiş. 3.200 metrekarelik bir alana inşa edilen dört katlı binanın ziyaretçileri sadece posta işlemi yapmak isteyenler değil. Sıcak havalarda serin salonunda soluklanmak, müze olarak gezmek ya da göz alıcı mimarisinin tadını çıkartmak isteyenlerin yolu da postaneden geçiyor. Mavi ve turuncu camları, yüksek tavanı ve 16. yüzyıl Osmanlı süslemeleriyle Büyük Postane’yi mutlaka görmelisiniz. İstanbul’dan sevdiklerinize kart atabileceğiniz postane, içeri girdiğiniz anda size bambaşka bir yüzyıldaymışsınız hissi verecek.

Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen müzeleri arasında yer alan İstanbul'un müzelerini gezmek için İstanbul uçak bileti alabilirsiniz.