Skip to main content

Ramazan ayında İstanbul bir başka!

On bir ayın sultanı Ramazan, bereketi ve rahmetiyle tüm dünyayı sarıyor. Heyecanı ve kuvvetli duygularıyla Ramazan, İslam dünyasının başkentleri arasında en somut şekilde İstanbul’da yaşanıyor.

Bir ezanla başlayıp günün sonunda yine okunan ezanla ve bir lokmayla sona eren Ramazan ayını İstanbul'da yaşamak bir ayrıcalık. Gelenekleri ve hoşgörü kültürüyle İstanbul, Ramazan ayının maneviyatıyla adeta taçlanıyor.

Bu ayın kıymetini bil

İstanbul, Ramazan ayı müjdesini şehri aydınlatan mahyalarla karşılıyor. Bir yıllık hasretin bitişini müjdeleyen mahyalar, maneviyatı dile getiriyor. Müslüman mabetleri camiler, 'Hoş Geldin Ey Ramazan', 'On Bir Ayın sultanı', 'Hakkı Bil', 'Bu Ayın Kıymetini Bil' sözleriyle halkı Ramazan heyecanına davet ediyor.

İstanbul, Ramazan ayında her yeni güne sokaklardan yükselen ve sahura uyandıran davul sesiyle başlıyor... Davul sesine her gün İstanbul'un belirli bölgelerinden ateşlenen top sesleri eşlik ediyor. İftar saati yaklaştığında ise huzur içinde tatlı bir telaş sarıyor İstanbul'u. Kimi evde kendi sofrasında, kimi ise işletmelerin bu aya yakışır hazırladığı zengin sofralarda iftar açıyor. Şehir meydanlarında kurulan sofralar ise Ramazan ayında birlik olmaya ve bir lokma bile olsa paylaşmaya davet ediyor.

Eşsiz Ramazan lezzetleri

Ramazan sofralarındaki lezzetler mevsime göre değişiklik gösterse de üç şey hangi mevsim olursa olsun iftar sofralarının baş tacı. Zeytin, hurma ve pide. Zeytin ve hurma gün boyu oruç tutan vücudun tuz ve şeker ihtiyacını karşılıyor. Uğruna dakikalarca fırında beklenilen sıcacık bir Ramazan pidesi ise zeytin ve hurmanın en iyi eşlikçisi. Ramazan sofralarının diğer lezzetleri ise yöresine göre değişen Türk mutfağının öne çıkan tatları.

Paylaştıkça bereketlenen Ramazan sofraları

Birlik ve beraberlik içinde oruç açmanın manevi hazzını yaşatan Ramazan çadırları, Ramazan ayının olmazsa olmazı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul’un farklı bölgelerinde kurulan bu çadırlarda her gün 50 bin İstanbulluya sıcak iftar yemeği veriliyor.

Bir yanda Ayasofya, bir yanda ise tüm ihtişamıyla Sultanahmet. İşte bu iki güzellikle Sultanahmet Meydanı toplu iftar yemeklerinin en önemli adresi. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından gelen binlerce kişi, yüzlerce yıllık tarihin ortasında iftar sofralarını kurarak oruçlarını açmak üzere akşam ezanını bekliyor. Bu büyülü atmosfer, sevgi ve kardeşlik sofralarıyla pekişiyor.

İftar vaktinde evlerine yetişemeyenlere ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen Mobil Büfeler ile iftariyelik dağıtılıyor. İhtiyaç duyulan her yere 7 gün 24 saat hizmet götüren Mobil Büfeler, Ramazan ayı boyunca İstanbul’un en merkezi yerlerinden Kadıköy, Eminönü ve Bakırköy Meydanları ile Şişli Cami önünde konumlandırılıyor. Her bir Mobil Büfe ile günde ortalama 1.000 kişiye hizmet sağlanıyor.

Duygu yüklü meydanlar

İstanbul camileri, iftar sonrasında ihtişamlı minarelerinden Ramazan çağrısı yapıyor. Yediden yetmişe, kadınından erkeğine Ramazan ayında herkes Teravih namazı için İstanbul'un o heybetli camilerine koşuyor. Namaz sonrası ise Feshane, Sultanahmet gibi merkezlerde düzenlenen etkinlikler Ramazan’da İstanbul’u özel kılan ana etkenlerden. İstanbul’daki Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen tasavvuf müziği konserleri, şiir dinletileri, geleneksel gösteri sanatları ve dini sohbetler sahura kadar Ramazan ruhunu yaşatmaya devam ediyor. Güldürürken düşündüren Karagöz ve Hacivat ise çocuklara unutulmaz bir Ramazan yaşatıyor.

Ramazan’da İstanbul’u yeniden keşfedin

Tarihi Yarımada, Ramazan ayında İstanbul’un en önemli bölgesi oluyor. Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Cami ve Yerebatan Sarnıcı özellikle Ramazan ayında İstanbul’da gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Aynı bölgede Gülhane Parkı, Sultanahmet Meydanı, Çemberlitaş ve Beyazıt Meydanı’nda da İstanbul’da Ramazan’ı yaşamanın ayrıcalığını fark edeceksiniz.

Hz. Muhammed'in ashabı Halid bin Zeyd Ebu Eyyub El-Ensari'nin kabrinin yer aldığı Eyüp Sultan Camisi ve Ramazan ayının ilk günü oruçların açıldığı Oruç Baba Türbesi bu önemli ayda gidilecek önemli yerlerden. Burada Ramazan'ın ilk günü ve son günlerinde ziyaretçiler tarafından iftar sonrası zeytin, sirke, ekmek ve şeker gibi yiyecekler dağıtılıyor. Hz. Muhammed'in vasiyetiyle Veysel Karani'ye bırakılan kutsal emanet Hırka-i Şerif, Ramazan ayı boyunca Hırka-i Şerif Cami'sinde ziyaret ediliyor. Beykoz'daki Yuşa Tepesi, Çırağan'daki Yahya Efendi Türbesi ise diğer önemli ibadet yerlerinden.

Mısır Çarşısı ve Kapalı Çarşı

Ramazan ayında İstanbul'da alışverişin kalbi Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısı’nda atıyor. Kuyumculardan hediyelik eşya dükkanlarına, cam ve bakır aksesuarlardan el halılarına kadar geleneksel birçok ürün Kapalı Çarşı’da alıcısını bekliyor. İftar sofralarına Türkiye’ye özgü lezzetler eklemek isteyenler için ise en ideal yer Mısır Çarşısı. Taze baharatlardan, yöresel tatlara birçok lezzeti bir arada bulabileceğiniz Mısır Çarşısı’nın atmosferi sizi büyülüyor.

Elveda

Ve bayram… İslam'ın beş şartından biri olan oruç tutmanın sevincini yaşayan Müslümanlar, arefe gününün ardından Ramazan Bayramı'na kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. 'Güzel günler öncesi' anlamına gelen arefe günü oruç tutmaya devam ediliyor. Arefe gününde ayrıca özel dualar okunuyor. İbadetle geçirilen bu özel günün gecesi göğe yükselen heybetli minarelerden uzanan mahyalar bir bir değişiyor... Artık Ramazan ayı ile vedalaşma vakti. 'Hoş Geldin Ey Ramazan' yazılı mahyalar yerini 'Elveda' yazılılara bırakıyor. Ertesi gün ise İstanbul'da keyifli bir bayram sabahına bayram namazıyla başlanıyor. Namazın ardından kimi büyüklerini ziyaret ediyor kimi manevi iklimi yaşayan İstanbul sokaklarını keşfe çıkıyor. Müzeler, tarihi hamamlar, çarşılar, saraylar ve şehrin en gözde semtleri harika anılar biriktirebileceğiniz bir bayram için misafirlerini bekliyor.

Osmanlı’da Ramazan

600 yıl hüküm süren Osmanlı Devleti'nde Ramazan ayının her zaman ayrı bir önemi vardı. Ramazan hazırlıkları 'Üç Aylar' denilen zamandan itibaren başlardı. Evler, camiler hatta sokaklar bu aylarda detaylıca ve özenle temizlenirdi.

Ramazan ayı gelip çattığında ise Osmanlı'nın kendine has gelenekleri uygulanırdı. Öncelikli olarak 'Ramazan Tembihnameleri' halka duyurulurdu. Bu tembihnamelerde yemeklerin israf edilmemesi gerektiği, kılık kıyafete ve temizliğe önem verilmesi gerektiği belirtilirdi. Zimem defteri adı verilen borç defterlerinden rastgele seçilen kişilerin borçları silinirdi. Ekmek fiyatları kimse aç kalmasın diye uygun bir fiyata sabitlenirdi. İftar vakitlerinde tüm evlerin kapıları açık tutulurdu. Sofralar, Osmanlı mutfağının en iyi örnekleriyle ve Osmanlı iftariyelikleri ile donatılırdı. Festival gibi geçen Ramazan ayında sahur vaktine kadar Karagöz, meddah, orta oyunu gibi programlar düzenlenirdi.

Maneviyatın arşa erdiği, sofraların paylaşma ve dayanışmayla bereketlendiği Ramazan ayı, İstanbul’da bir başka güzel.