Skip to main content

Her birinin farklı hikâyesi var: Türkiye’nin dünyaca ünlü 8 antik kenti

Antik kentleri sadece yıkık, taş yığınları olarak değerlendirebilirsiniz. Halbuki her biri başka hikâyeler saklıyor. Dokunduğunuz her yapı size geçmişten bir şeyler fısıldıyor. Öyle ki gezerken rastlayacağınız bir resim ya da bir sütun size orada yaşayan binlerce insan hakkında bilgi verebilir. Bu insanların dünyasına dâhil olmak ister misiniz? Gelin, antik kentleri anlamaya yüzyıllarca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış Türkiye’den başlayalım. Neredeyse her ilinde farklı medeniyetlere ait antik kentler barındıran Türkiye’nin en iyi antik kentlerini birlikte gezelim. Yıllara meydan okuyan bu yerlerde keşfedilmeyi bekleyen öyle hikâyeler var ki. Bırakalım taşlar dile gelsin ve biz hep birlikte orada yaşamış insanların hayatlarına ortak olalım.

1. Türkiye’nin en büyük antik kentlerinden; Efes

Peki ya neden? Çünkü dönemine göre bir şehirde olması gereken her şeye sahip. Caddeler, sokaklar, meydanlar, hanlar, çarşılar ve daha fazlası… Sadece şehirleşmeyle de kalmıyor Efes. Efes, Roma İmparatorluğu zamanında liman şehri olması nedeniyle ticaret, Artemis Tapınağı'na ev sahipliği yapmasından dolayı dini, yönetim şehri olması nedeniyle de politik bir öneme sahipti. Yaşanan depremler, Artemis Tapınağı'nın yıkılması, Menderes Nehri'nin yağmur gibi nedenlerden dolayı taşması ve toprağı taşımasıyla liman 1000 yıl boyunca toprak altında kaldı. Liman böylece önemini yitirdi. Tüm bu gelişmeler şehrin terk edilmesini kaçınılmaz kıldı. Yıllarca kendi haline bırakılan Efes, arkeologların tesadüfen kazıya başlamasıyla ortaya çıktı. Kazılar 100 yıldan fazla sürdü. Kent öyle büyük ki, kazıların ardından günümüzde şehrin sadece yüzde 20'lik kısmını görüyoruz. Hatta sadece şehrin merkezini… Henüz kazılmadığı için Selçuk ilçesi ve diğer yakın illere doğru uzayan bir alanda ortaya çıkmayan çok yer olduğu düşünülüyor. Kim bilir daha neler gösterecek bize Efes. Şimdilik öne çıkanları keşfetmek bile yeterli olabilir. Celsus Kütüphanesi, tiyatro, Yamaç Evler, Kuretler Caddesi, Hadrian Tapınağı, Liman Caddesi, Herakles Kapısı, Trajan Çeşmesi, Agora ve Bazilika bunlardan birkaçı. Efes, altın çağını yaşarken, bu gezdiğiniz yerlerde 250 bin kişinin yaşadığını unutmayın. Onların yaşantılarına tanıklık etmek sizi oldukça heyecanlandıracak. İki girişi olan Efes antik kentine yukarı girişten yani Magnesia Kapısı'ndan girmenizi öneririz. Böylece sürekli yukarı çıkmak zorunda kalmazsınız ve daha az yorularak kenti gezersiniz. İzmir uçak bileti alın ve Türkiye’nin en büyük antik şehri Efes’i hemen keşfetmeye başlayın.

Haritada görüntüle

2. Muhteşem akustiğe sahip ünlü tiyatrosuyla; Aspendos

Antalya'nın Serik ilçesindeki Belkıs Köyü'nde bulunan Aspendos, zamanında yani M.Ö 10. yüzyıldan bahsediyoruz, ticaret yolu üzerinde olduğu için oldukça önemliydi. Şehir; stadyum, agora, tiyatro, hamam, sarnıç ve dükkânlardan oluşuyordu. Tahmin edersiniz ki deprem başta olmak üzere diğer doğal afetler nedeniyle günümüze kadar uzanan en önemli yapısı, 12 bin kişilik tiyatrosu. Tiyatroyu gezerken etrafındaki agora, meclis binası, anıtsal çeşme ve helenistik döneme ait tapınağı da inceleyebilirsiniz. Dünyadaki en iyi korunmuş antik tiyatrolardan biri olarak bilinen Aspendos Tiyatrosu’nu diğerlerinden ayıran en büyük özelliği, sahip olduğu müthiş akustik. Gelin birlikte bir deney yapalım. Sahnenin tam ortasında yere bir bozuk para atın. Para sesinin tiyatronun en üst sırasında oturan kişiye ulaştığını göreceksiniz. Yıllar geçmesine rağmen bu özelliğini koruyan tiyatro, son yıllarda gösteri ve konser gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Buram buram tarih kokusu eşliğinde hem keyifli etkinliklere katılmak hem de eşsiz yapıları keşfetmek için Antalya uçak bileti alabilirsiniz.

Haritada görüntüle

3. Yerleşik hayatın tüm izlerini taşıyan; Çatalhöyük

9 bin yıllık geçmişiyle modern çağı selamlayan bir diğer yer Çatalhöyük. Burası aynı zamanda antik kent olmanın ötesinde tarım ve avcılığın başlangıcı gibi önemli değişimlerin de yeri. 14 hektarlık bir alan üzerine yayılan Çatalhöyük, bu değişimin ne kadar büyük olabileceğini de ispatlıyor. Adından anlaşılacağı üzere höyükler çatal şeklinde doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Doğu höyüğünde sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğelerine rastlamak mümkün. Batı höyüğünde ise Kalkolitik döneme ait kültürel özellikleri görebilirsiniz.

Çatalhöyük'te dikkatinizi çekecek en önemli yapılar, evler. Güneşte kurutulmuş çamur ve saman karışımından kerpiç, kamış kullanılarak yapılan bu evler, Neolitik ve Kalkolitik çağlarda yaşayan insanların yaşamları üzerine ipuçları veriyor. İki odalı, kilerli, camsız bu evlere giriş çıkışların tavandan açılan deliklerle sağlandığı biliniyor. Bu durum evlerin birbirine bitişik olduğunun da bir göstergesi. Bu aynı zamanda kaynaklara göre sokak kavramının da başlangıcı. Bu evlerin bir başka özelliği de evlerin sanat üretimi için kullanıldığı. Göbeklitepe gibi birçok antik alanda yapılan kazılar bize sanatın tapınaklar gibi başka yapılar üzerine yapıldığını gösteriyor. Çatalhöyük’teki kazılar ise evlerin içerisinde, sürekli sanatla ilgili bir üretim yapıldığını gösteriyor. Bu evlerde 8 bin kişinin yaşadığı biliniyor. Her birinin sanatla uğraştığını düşünürsek, ki bunu ispatlayan bulgulara da rastlanmış, oldukça ciddi bir sanat eseri elde edilmiş. İnsanların ev içinde neden sanata bu kadar zaman ayırdığı merak konusu. Gizemli yanlarını hâlâ koruyan Çatalhöyük, Çumra Ovası'nda. Konya uçak bileti alıp, sonrasında araç kiralayarak antik kente gidebilirsiniz. Tüm özellikleriyle yerleşik hayata geçişin izlerini taşıyan, sanatın ortaya çıktığı yerlerden Çatalhöyük sizi bekliyor.

Haritada görüntüle

4. Mozaik cenneti; Zeugma

Birçok antik kent birbirine benzer. Siz, hangisine giderseniz gidin yüzyıllar öncesinden kalma şehirleşmenin getirdiği düzeni görürsünüz. Bazı antik kentler de vardır ki, şehirleşmenin dışında sanat gibi farklı yönlerle kendini ortaya koyar. Bunlardan biri de Gaziantep'teki Zeugma Antik Kenti. Şehirleşmenin lüks villalarla dikkat çektiği kentte asıl önemli olan bu villalara yapılan kazılarla gün ışığına çıkarılanlar. Yani, mozaikler. Her kazmada ayrı bir mozaiğin çıktığı Zeugma Antik Kenti, sanatın yüzyıllar önce bir kenti nasıl etkilediğini gösteriyor. Kazılar hâlâ devam etse de şu güne kadar çıkarılan eserler bile sizi etkilemeyi başarıyor. Bir gün, buradan öyle bir mozaik çıkarıldı ki, dünya yerinden oynadı. Çingene Kızı, yani Zeugma'nın Mona Lisa'sından bahsediyoruz. Peki bu Çingene Kızı'nın hikayesi neydi? Yıl 1998, Zeugma Antik Kenti'nde bir sütun devrildi ve sütunun altından adeta bir hazine çıktı. Küpeleri, iri gözleri, başındaki bağı ve mahsun bakışıyla bu Çingene Kızı'ydı. Çingene Kızı mozağinin parçaları eksikti, zaman içinde bu parçaların kaçırılmış olduğu anlaşıldı. Tam 52 yıl sonra Amerika'da ortaya çıkan bu parçalar, 2018'de yani 20 yıl sonra mozaiğe yerleştirildi. Gaziantep uçak bileti alarak Zeugma antik kentini ziyaret edebilir sonrasında Çingene Kızı gibi Fırat Nehri suları altında kalmaktan kurtarılan eserleri, dünyanın en büyük mozaik müzesi Zeugma Mozaik Müzesi'nde gezebilirsiniz.

Haritada görüntüle

5. En önemli liman kentlerinden biri; Phaselis

Eski bir Likya antik kenti olan Phaselis, sadece tarihiyle değil eşlik ettiği doğal güzelliklerle de Antalya'nın mücevherlerinden biri. Phaselis, Antalya'nın en ağaçlık, denizi en güzel koylardan olan kendi adını da taşıyan Phaselis Koyu'nda yer alıyor. Bu durum zaten Phaselis'in neden burada kurulduğunu da gösteriyor. Kentin, Akdeniz'e uzanan küçük bir yarımada üzerinde Rodoslu kolonistlerce kurulduğu biliniyor. Bir diğer efsane ise bu kentin Toros Dağları'nın kerestesini Akdeniz limanlarına sevk etmek için kurulmuş olduğu. Bazı buluntular bu iddiayı kanıtlar nitelikte. Zaten kentin coğrafi konumuna bakıldığında buranın önemli bir liman kenti olduğunu anlamak zor değil. Kenti gezerken üç limana sahip olduğunu görebilirsiniz. Kentteki limanlar, agoralar ve şehir sikkeleri üzerindeki antik gemi betimlemeleri de Phaselis'in ticari liman olduğunu ispatlıyor.

Yüzyıllarca birçok medeniyetin etkisinde kalan Phaselis'te günümüzde göreceğiniz kalıntılar, Roma ve Bizans dönemine ait. Bunlar şehrin ana hattını oluşturan kuzey ve güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında yer alıyor. Helenistik dönem tiyatrosu olan Phaselis tiyatrosu burada incelemeniz gereken en önemli yerlerden. Kuzey limanının arkasındaki yamaçsa şehrin mezarlık alanı. Günümüzün en anıtsal kalıntıları ise kentteki su kemerleri. Biri tiyatronun karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere şehirde üç agorayı da görebilirsiniz. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde, Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntılarını inceleyebilirsiniz. Şehrin diğer önemli iki kalıntısı ise yine şehir meydanındaki biri küçük diğeri büyük iki hamam. Antalya uçak bileti alarak hem Phaselis antik kentini keşfedebilir hem de Phaselis koyunda deniz keyfi yapabilirsiniz.

Haritada görüntüle

6. Tarihle ilgili bildiğimiz her şeyi unutturacak yer; Göbeklitepe

'İnsanlık tarihinin sıfır noktası' ve 'Medeniyetin doğduğu yer' olarak özellikle son birkaç yıldır adını sıkça duyduğumuz bir yer Göbeklitepe. 1963'te başlayan ve sonrasında yapılan kazılarda anlaşıldı ki bu söylemlerin güçlü dayanakları var. Öyle ki bölgeye vurulan her kazmada tarihi baştan yazdıracak bilgilere ulaşılıyor. Mesela bulunan tapınaklar, Neolitik döneme ait Göbeklitepe'nin tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olduğunu ispatlıyor. Göbeklitepe'nin gerçekleri sadece bu kadarla sınırlı değil. Kalıntılar bize yerleşik hayata geçişi temsil eden buğdayın da burada doğduğunu gösteriyor. Yerleşik hayatı ispatlayan bir diğer şey ise büyük kaya parçalarının şekilli biçimde buraya taşınması. Çünkü kalabalık topluluklar o zamanlarda ibadet merkezine yakın olmak istiyordu.

Göbeklitepe'nin gizemi bunlarla bitmiyor. Göbeklitepe hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmak isterseniz 5 soruda Göbeklitepe yazımızı okuyabilirsiniz. Şanlıurfa’nın yaklaşık 12 kilometre kuzeydoğusunda, Tek Tek Dağları’nın üzerinde bulunan Göbeklitepe'nin gizemini keşfetmek için Şanlıurfa uçak bileti alabilirsiniz.

Haritada görüntüle

7. Efsanelerle dolu Troya!

Çanakkale sınırları içerisinde, Kaz Dağı eteklerinde yer alan, Troya (Truva) hem mitolojik hem de tarihi bir yer. Mitolojik yanı var çünkü Homeros’un İlyada destanında da anlatılan Truva savaşının gerçekleştiği kent burası. Kenti anlamak için bu savaşı biraz da olsa bilmek gerekiyor. Truva Savaşı Yunan mitolojisinde, Truvalı Paris'in Sparta Kralı Menelaus (Menelaos)'un karısı Helen'i kaçırması sonucunda Yunanların Anadolu'daki Truva kentine saldırmasını konu alıyor. Antik kente girdiğinizde karşınıza çıkan Truva Atı da savaşın bitmesi amacıyla şehre gizlice girmek için yapılmış. İçi boş olan bu tahta at, surlar içerisine sokulmak üzere karşı tarafa hediye edilmiş. Atın içine gizlenen askerlerden habersiz Troyalılar atı şehre taşıyarak kutlamalara başlamış. Akşam saatlerinde ise askerler attan dışarı çıkmış ve şehri yağmalamaya başlamış. Troya savaşının geçtiği bu antik kent, 1870'den beri aralıklarla kazılıyor. 9 farklı kent katmanının bulunduğu kentte yapılan kazılar, çok sayıda medeniyetin farklı dönemlerde burada yaşadığını gösteriyor. Kalıntılara bakılacak olursa bu medeniyetler arasında Grekler, Romalılar ve Bizanslılar var. Bu ve daha fazla kalıntı için antik kenti Pithos Bahçesi'nden gezmeye başlayabilirsiniz. Burada sizi 20 tonluk bir granit taş bekliyor. Bu; Troya'nın ebedi taşı olarak biliniyor ve kenti sembolü olarak kullanıldığı biliniyor. Antik kentte görmeniz gereken en önemli yer Athena Tapınağı. Meclis toplantılarının ve müzik gösterilerinin yapıldığı Odeion ise Truva’da görülebilecek ender yapılardan bir tanesi. Kentte ayrıca tiyatro ve hamamları görebilir, tarihte kısa bir yolculuk yapabilirsiniz. Çanakkale uçak bileti alarak Troya’ya ulaşabilir, antik kent sonrasında bölgeye ait kalıntıların sergilendiği Çanakkale Troya Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Haritada görüntüle

8. Anadolu’nun en sağlam antik kentlerinden biri; Assos

Assos antik kentinin tarihçesi M.Ö. 6. yüzyıla kadar gidiyor. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki kent; denizden 236 metre yüksekliğe, sönmüş bir volkanik tepe üzerine kurulmuş. Başta denize doğru ilerleyen kent, Osmanlı sonrasında tersine gelişme göstermiş ve böylece Behramkale Köyü ortaya çıkmış. Kentin keşfedilmesi ise 1981 yılında başlamış. Kazılarda ilk olarak nekrapol yani mezarlık ortaya çıkarılmış.

Nekrapol gibi kentte incelemeniz gereken birçok yer bulunuyor. Bunlardan biri de Athena Tapınağı. Bu tapınağın Arkaik çağda Anadolu'da yapılan ilk ve tek dor düzenindeki tapınak olduğu söyleniyor. Kentin en yüksek noktasında yer alan bu tapınağı özellikle gün batımında ziyaret etmenizi öneririz. Günün bu saatlerinde kızıla bürünen kentte, tapınak kendine hayran bırakacak görüntülere sahne oluyor. Günü burada batırıp sonrasında kentin Agora, Gymnasium, Stoa ve açık hava tiyatrosu bölümlerini de gezebilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Aristotales'in 3 yıl boyunca burada kaldığı ve bir felsefe okulu açtığı da rivayetler arasında. 17. yüzyıldan bu yana korunmuş, en sağlam Anadolu şehirlerinden olduğu bilinen Assos antik kentini gezmek için Balıkesir uçak bileti ya da Çanakkale uçak bileti alabilirsiniz.

Haritada görüntüle

Antik kentleri gezerken bunlara dikkat edin!

  • Antik kentlerin birçoğu mermerden olabiliyor. Bu durum, mermerin güneş ışığını kolay çekmesi nedeniyle sıcağı olduğundan daha fazla hissetmenize neden oluyor. Açık renk elbiseler, şapka, güneş gözlüğü belki de sıcaktan korunmak için yanınızda şemsiye bulundurmanız iyi olabilir.
  • Antik kentlerde patika ve taşlı yolların olduğunu da unutmayın. Bu nedenle spor ayakkabısı giymenizi öneririz.

Antik kentleri gezerken bilmeniz gereken bazı kelimeler

Agora: Agora insanların bir araya geldiği kentin en hareketli yeri. Bir nevi çarşı.

Forum: Roma dönemindeki pazar alanlar. Aynı zamanda resmi ve dini yapıların da bulunduğu yer.

Akropol: Yüksek şehir. Nekrapol: Toplu mezarlık alanları.

Gymnasium: Antik Yunan ve Roma'da spor faaliyetlerinin yapıldığı yer.

Stoa: Sokak ya da agoranın yanında bulunan üstü kapalı, sütunlu galeriler.

Dor: Sütunların uzaktan düzgün görünmesi adına oluşturulan yapılar.