İstanbul’un kalbinde tarihi keşif dolu bir güne hazır olun. Enfes bir kahvaltının ardından Hipodrom Meydanı’nda yürüyerek şehrin geçmişine tanıklık edebilir, Sultanahmet Camii'nin ihtişamlı kubbesi altında huzuru hissedebilir, Ayasofya’nın etkileyici mimarisini inceleyebilirsiniz.
İstanbul'un simge yapılarından biri olan Sultanahmet Camii, Ayasofya'nın tam karşısında yer alıyor. Osmanlı klasik mimarisinin son döneminde inşa edilen bu önemli eser, iç dekorasyonunu süsleyen çiniler nedeniyle "Mavi Cami" olarak da anılıyor.
Roma döneminde at yarışlarının düzenlendiği Hipodrom, dönemin en önemli sosyal alanlarından biriydi. Günümüzde ise Alman Çeşmesi’nden başlayıp Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun’u kapsayan alan, tarihi yarımadanın merkezini oluşturuyor.
Antik Yunan’da zafer anıtı olarak inşa edilen Yılanlı Sütun, Bizans döneminde İstanbul’a getiriliyor. Klasik dönemden günümüze ulaşan büyük boyutlu en eski anıt olan sütunun, vaktiyle şehri böcek ve sürüngenlere karşı koruduğuna dair rivayet bulunuyor.
5. yüzyılda Bizans imparatoru II. Theodosius’un inşa ettirdiği surlar, Roma askeri mimarisinin günümüze ulaşan en değerli örnekleri arasında. İstanbul’un fethinde hasar gören ve Fatih Sultan Mehmet tarafından onarılan surlar şehrin savunması açısından önemliydi.
Bahçesinde Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin türbesinin bulunduğu Eyüp Sultan Camii, şehrin manevi mekanlarından biri. İstanbul’da Ramazan ayının simge noktalarından olan cami ve çevresi cuma günleri, bayramlarda ve kandillerde yoğun şekilde ziyaret ediliyor.
Haliç’e çakılan kazıklar üzerinde yükselen, tamamı dökme demirden inşa edilen Sveti Stefan Kilisesi şehir kültürel hayatında önemli bir yere sahip. Zengin iç mekan süslemeleriyle bilinen ve Bulgar Ortodoks cemaatine ait olan kilise, 19. yüzyıldan bu yana faaliyet gösteriyor.
İstanbul’un fethinin akabinde kurulan Fener Rum Lisesi, 1881’de kırmızı tuğlalı, kaleye benzer mimarisiyle İstanbul’un simge yapılarından olan binasına taşınıyor. Lise, günümüzde eğitim vermeye devam eden üç Rum eğitim kurumundan biri.
Fener’de bulunan İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi, Ortodoks Hristiyan aleminin en önemli merkezi. 1601’den bu yana aynı konumda yer alan patrikhane, içindeki kutsal emanetler ve avlusundaki Aya Yorgi Kilisesi ile ziyaretçilerini ağırlıyor.
Boğaz kıyısında yer alan Ortaköy Meydanı, Büyük Mecidiye Camii, Esma Sultan Yalısı, sokak lezzetleri ve deniz kenarındaki kafeleriyle biliniyor. Boğaziçi Köprüsü’nün ayağındaki meydan, İstanbul’un en popüler simgelerinden biri.
Taksim Meydanı’nda, İstiklal Caddesi’nin başında yer alan Aya Triada Kilisesi, İstanbul’daki en büyük Rum Ortodoks kiliseleri arasında. Neogotik, neobizans, neoklasik ögeler taşıyan eser farklı mimari unsurların uyumuyla öne çıkıyor.
Dünyanın en görkemli saraylarından biri olarak 19. yüzyılın ortalarında inşa edilen Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı ünlü Balyan Kardeşler’dir. 1856-1922 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin ana idari merkezi durumundaki saray, İstanbul Boğazı’nı süsleyen abide yapılardan biri.
Haliç kıyısındaki Balat, renkli evleri, otantik sokakları ve farklı dönemleri yansıtan mimarisiyle öne çıkıyor. Çok kültürlü geçmişinden izler taşıyan insan manzaralarıyla İstanbul'un bu özgün semti, günümüzde butik kafelere ve popüler dizilere ev sahipliği yapıyor.
Sultanahmet Meydanı’nda yer alan ve Konstantin Dikilitaşı olarak da bilinen anıt, Osmanlı döneminde yeniçerilerin talim noktasıydı. Mermerden ya da tunçtan olduğu düşünülen kaplamaları zamanla kaybolsa da, özgün taş yapısıyla dikkat çekiyor.
6. yüzyılda imparator I. Jüstinyen zamanında yapılan eser Antik Yunanca ‘’kutsal bilgelik’’ anlamına gelir. Bizans mimarisinin en etkileyici örneği ve dönemin en geniş kubbeli yapısı olan Ayasofya, Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de cami olarak hizmet veriyor.
Gülhane Parkı’nda yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, tarihi Has Ahırlar binasında hizmet veriyor. Koleksiyonda astronomi, tıp, coğrafya ve mühendislik alanlarında Müslüman alimlerin geliştirdiği bilimsel araçların ve keşiflerin replikaları sergileniyor.
Fatih’te Ayvansaray Mahallesi’nde İslam tarihinin ilk yıllarına tanıklık eden bazı sahabelerin türbeleri yer alıyor. Hz. Muhammed’e (sav) arkadaşlık eden Hz. Abdussadık Amir İbn-i Same ve Hz. Ebu Zer el-Gıfârî’ın makam kabirleri de bu bölgede bulunuyor.
Tarlabaşı semtinde yer alan Meryemana Kilisesi, 17. yüzyılda inşa ediliyor. Taş işçiliğinin önde gelen örneklerinden biri olarak kabul edilen yapının içinde bir de okul bulunuyor. Farklı dönemlerde onarılan kilise, İstanbul’daki Süryani cemaati için önemli bir merkez.
15. yüzyılda inşa edilen Ahrida Sinagogu, tuğla ve taş işçiliğinin uyumlu örneklerinden birisi. İstanbul’un en büyük sinagoglarından biri olan yapı, Nuh’un gemisine veya Osmanlı kadırgalarına benzetilen tevası (dua kürsüsü) ile biliniyor.
Daha önce Galata ve Pera’da inşa edilen kilise, 1912’de günümüzde bulunduğu İstiklal Caddesi’nde ibadete açıldı. İstanbul’daki en büyük Katolik kilisesi olan yapı, merkezi konumu nedeniyle farklı inanışlardan kişilerin ziyaret ettiği bir mabet.
Musiki ile tasavvufu tek çatı altında toplayan Galata Mevlevihanesi, İstanbul’da kurulan ilk mevlevihane. Bir dönem Divan Edebiyatı Müzesi olarak hizmet veren tarihî yapının içinde Mevlevi kültürüne ait eserler, el yazmaları ve müzik aletleri sergileniyor.
1300’lü yıllarda Cenevizliler tarafından Galata surlarının bir parçası olarak inşa edilen Galata Kulesi, Beyoğlu’nda yer alır. Osmanlı döneminde yangın gözetleme amacıyla da kullanılan yapı, Hezarfen Ahmet Çelebi'nin efsanevi uçuş denemesiyle de anılıyor.
İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Fransa İstanbul Başkonsolosluğu, 19. yüzyıldan bu yana hizmet veren tarihi bir yapı. Resmi işlevinin yanı sıra bir kültür merkezi olarak hizmet veren bina, Beyoğlu’nun karakteristik mimarisini yansıtıyor.
Taksim Meydanı’nda 1928’de açılan Cumhuriyet Anıtı, Roma’da yapılarak gemiyle İstanbul’a getirildi. İstiklal Caddesi’nin başlangıcında bulunan bronz ağırlıklı anıtın bir yüzü Kurtuluş Savaşı’nı, diğer yüzü Cumhuriyet Türkiye’sini temsil eder.
1500’lerin sonunda ibadete açılan Hüseyin Ağa Camii, İstiklal Caddesi üzerinde bulunuyor. Bazı tarihi kaynaklarda başlangıçta kubbeli olduğu kaydedilen ve günümüze kadar pek çok onarımdan geçen caminin avlusunda zarif bir de şadırvan bulunuyor.
Antik Mısır’da granitten oyulan Dikilitaş, Bizans imparatoru I. Theodosius zamanında İstanbul’a getiriliyor. Sultanahmet Meydanı’nda bulunan, cepheleri hiyerogliflerle bezenmiş gösterişli eser, yaklaşık 3500 yıllık geçmişiyle İstanbul’daki en eski eserlerden biri.
Osmanlı’nın son dönem saraylarından biri olan Yıldız Sarayı, devletin önemli idari merkezlerinden biriydi. Köşk ve kasırlarıyla geniş koruluk içinde yer alan saray, barındırdığı binlerce eserlik kütüphanesi ile ziyaretçilerini ağırlıyor.
Tur güzergahları turun düzenlendiği güne göre değişiklik gösterebilir